Haberler

DENİZCİLİK’DE (ARMATÖR FİRMALAR için ) KONKORDATO UYGULAMASI OLUR MU?

logo

Gündemde olan bu hukuki mesele, uluslar arası Deniz Hukuku yönünden kısaca tetkik edildiğinde, Deniz ticaretinin ve hukukunun özelliklerini iyi bilenler için, konkordato hukuku hakkında verilen bazı fikirlerin Armatör firmalar bakımından, doğru olmadığı anlaşılacaktır.

Türk hukukunda, Konkordato ‘ya dair hükümler 15 Mart 2018 de yürürlüğe giren değişiklik ile revize edildi veDenetim firmalarının raporlarına  (kamu yararına denetim yapma yetkisine sahip şirketler tarafından verılmesi  şartıyle )dayanılarak, Mahkemece konkordato sürecinin başlatılmasına  dair şartlar hüküm altına alındı. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları. (Mülga fıkra:6/12/2018-7155/13 md.)

Konkordato talep edenin durumunu şöyle  varsayalım :Denizcilik Şirketi ve bir veya birden fazla gemisi vardır  ve bu gemileri Akdeniz , Karadeniz, Kuzey Denizi vbg yakın sularda veya dünya denizlerinde yabancı bayrak veya Türk bayrağı altında çalıştırıyordur. Türk Mahkemesine yapacağı müracaatda, öncelikle donatan şirketin Türk Şirketi olması icabeder. Konkordato ;

Mahkeme aracılığıyle, alacaklılarına ödeme teklifi sunan Borçlu Armatörün, Alacaklılarının en az yarısının veya 2/3 ‘ünün ödeme planını kabul etmesi halinde ve bunun Mahkeme tarafından tasdik edilmesi şartıyle,  BORÇLARINI bu teklif çerçevesinde ödeyebilmesi durumudur.

Mahkemenin verdiği karar, Kanun gereği, Deniz Ticaret odasına bildirilmesi gerekir. Eski kanunda, Gemi sicil memurluğuna biidirim şartı vardı. İİK M. 288 de geçen , mahalli ticaret odasının, İMEAK Deniz Ticaret odasının  şubeleri olması gerektiğini  bir yorum yaparak değerlendiriyoruz.

Madde 288- (Değişik: 28/2/2018-7101/16 md.) Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunur ve derhâl tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahallî ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelen yerlere bildirilir. İlanda ayrıca alacaklıların, ilândan itibaren yedi günlük kesin süre içinde dilekçeyle itiraz ederek konkordato mühleti verilmesini gerektiren bir hâl bulunmadığını delilleriyle birlikte ileri sürebilecekleri ve bu çerçevede mahkemeden konkordato talebinin reddini isteyebilecekleri belirtilir. Geçici mühletin uzatılmasına ve geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar da ikinci fıkra uyarınca ilân olunur ve ilgili yerlere bildirilir.

Armatör firmanın  karşısındaki Alacaklılar /  Kreditorlar ın önemli bir kısmı( operating debts/operasyon borçları, Liman masrafları, Acentalar, yakıt, kumanya  , sigorta, PANDI ve bunun gibi) çoğu zaman  , yurt dışında yerleşik  yabancı Bankalar ve diğer alacaklı firmaların  bulunacağı malumdur.  Armatör , konkordato kararı ile yabancı alacaklılara karşı , hukuki mesuliyetden kurtulamıyacak ve Gemisinin , tutuklanma , haciz ve satış kararının engelenmesi  durumu ,hukuken tartışmaya açık hale gelecektir.

 

Gemiler  üzerinde kanuni  rehin hakkına sahip (KANUNDAN DOĞAN ) olan alacaklar vardır ve bu tür özel alacaklar MARITIME LIEN CREDITORS, rüçhanlı alacaklar olarak tüm dünya hukuk sistemlerinde tadad edilmişlerdir . Sözleşmeden doğan rehinler (ipotekler ) ve gemi siciline tescil yoluyla aleniyet kazanan ,kanuni rehin hakları bulunmaktadır. Ancak her rehin hakkı sahibi gemi siciline tescil yaptırmamış olabilir.

Akdi  veya kanuni rehinli , alacaklıları tarafından ,İCRA takibinin yurt dışında yapılması halinde hukuki durum ne olacaktır?

*Cebri icra her devletin kendi ülke ve sınırları içerisinde haiz olduğu mutlak güç ve yetkilerindendir. Cebri İcra Hukuku geniş anlamda Medeni Usul Hukuku’na dahil olduğundan, cebri icra konusunda yetkili kanun, hakimin kanunudur. (lex fori)

Türk hukukunda menkul rehni (gemiler TTK madde 936.gereğince menkul,taşınır eşyadır ) kural olarak rehin verenin, rehin konusu menkul üzerinde vasıtasız zilyetliğine son verilmesini gerektirir. Gayrimenkul rehninde ise, rehin konusu şey sabittir, gemi tanımı ve tabiatı itibariyle menkul bir eşyadır. Sabit değildir fakat buna rağmen, Türk hukukunda gemi siciline kayıtlı bir gemi üzerinde rehin tesisi, geminin rehinli alacaklıya/ipotek alacaklısına teslimini gerektirmemekte, sanki sabit bir eşya söz konusu imişcesine, rehin bir kütüğe (gemi siciline) tescil suretiyle, teslimsiz oluşmaktadır.

*Bir Türk gemisinin, Türkiye dışında, bir alacaklı tarafından yabancı mahkemece el konularak, neticede, açık arttırma yoluyla satışa çıkarılmak üzere, tutuklanması durumunda, bu geminin maliki veya maliki konumunda olan şirket hakkında, şayet Türkiye’de bir konkordato  prosedürü başlamış ise,  veya herhangi bir surette haciz veya iflas işlemlerine geçilmiş ise,Mahkeme veya  İflas Müdürlüğü yurt dışındaki alacaklıya gemi donatanı şirketin konkordato talep ettiği veya iflas ettiği veya iflas aşamasında olduğundan, bütün malvarlığını ve bu çerçevede geminin de iflas masasına dahil olduğu, geminin yurt dışında satılmasının, iflas masasının ve iflas alacaklılarının haklarını zarara uğratacağı, Türk İcra ve İflas Kanununda  konkordato ,iflas, tasfiye halinde icra takiplerinin duracağının, amir hükmü bulunduğu, bu nedenle satış işleminin durdurulması ve bu satışın Türkiye’deki iflas masası tarafından yapılması gerektiğini “ ileri sürebilir mi?

Özetle, Türkiye’de iflasına veya konkordatoya karar verilen bir borçlunun yurt dışında yani yabancı ülkede bulunan mallarının ve özellikle rehinli mallarının, Türkiye’deki iflas masasına girip girmeyeceği, yurt dışındaki davalara DURDURUCU ETKİSİ olup olmayacağı meselesidir. DURDURUCU ETKİ İİK.M.193 -)

İflasın evrenselliği (umumiliği) prensibi gereğince bir borçlu hakkında verilen iflas veya konkoradato kararı sonucunda o kararın verildiği ülkede kurulan iflas masasına müflisin yabancı ülkelerdeki malları da giriyorsa, buna iflasın evrenselliği denir.

Şayet iflas kararı sadece iflasın açıldığı ülkede sonuç doğuruyorsa, yani müflisin sadece iflas kararının verildiği ülkedeki malları tasfiyeye tabi oluyorsa, buna iflasın mülkiliği (mahalliliği) denir.

Ülkemizde, iflasın mülkiliği ilkesi daha ziyade benimsenmiştir.  İİK M.184’e göre “İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur.” Bu hüküm iflasın tekliğini, umumiliğini, genelliğini ifade etmektedir. Bu teklik ülke içinde tekliktir. Uluslar arası ilişkiler bakımından, iflasın evrenselliğinin kabul edilmesi, gelecekte ,gemiler yönünden kaçınılmaz olacaktır.

Avrupa Birliği (EC) tebliğleri içerisinde iflas ve gemi haczine dair, tasfiye regulasyon kuralları belirlenmiştir. İflas/tasfiye/konkordato prosedürünün nerede başlatılabileceği veya borçlunun neredeki mal varlığına sirayet edebileceği konusunda Avrupa Birliği yasalarınca düzenlenmiş kurallar vardır. Lex Concursus.

The effects of İnsolvency proceedings on the rights of the debtor in immovable  property, a ship or an aircraft subject to registration in a public register shall be determined by the law of the Member State under the authority of which the Register is kept, the ships registered in a public register.

Gemiler yönünden, baktığımızda Türkiye’deki konkordato kararının kabulünü veya  iflas masasına dahil etme konusundaki nihai Kararı, rehinli malın, son bulunduğu yer ülkesi tayin edecektir.İflas hukuku, her devletin kendi yargı organlarına yöneltilen bir emri içermesi sebebiyle, kamu hukuku niteliğinde, usuli ve emredici kurallar içeren, mahalli bir hukuktur.

 

Av. ALEV ELİF BELLER /TAB Hukuk Danuşmanı

Av. Sema Yerlikaya LL.M

Diğer Haberler